Bi'Okur| Tatar Çölü: Bastiani Kalesi'nde Umut ve Bekleyişle Geçen Bir Yaşam Öyküsü

Yeni yıl da birkaç saniye için insanlara tuhaf umutlar yükleyerek gelmişti.

Tatar Çölü-Dino Buzzati

Evet! Tatar Çölü umut, bekleyişle yitip giden, sürüncemede kalan bir yaşam öyküsü. Teğmen Drogo, gençlik ateşiyle yanıp tutuşurken büyük beklentilerle kendini Bastiani Kalesi’nde bulur. İdealisttir, büyük başarılara imza atabilecek kuvvette olduğunu, gelecekte onu onurlu zaferlerin beklediğini tasavvur etmektedir lakin ne Bastiani kalesi ona umduğu heyecan dolu yaşamı vermiştir ne de Drogo, yeni serüvenlere yelken açabilmek için içindeki kuşkuyu yenip cesaret kıvılcımlarını harlayabilmiştir.

Okumaya devam et “Bi'Okur| Tatar Çölü: Bastiani Kalesi'nde Umut ve Bekleyişle Geçen Bir Yaşam Öyküsü”

Bi'Okur| Masumiyet Müzesi ve Müzecilik Üzerine

Gerçek müzeler zamanın mekâna dönüştüğü yerlerdir.

Masumiyet Müzesi- Orhan Pamuk

Bu yıl okuduğum ilk kitap Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ydi. Daha önce Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın adlı romanını okumuştum ama Masumiyet Müzesi kadar hafızama kazınacak bir lezzet bırakmamıştı bende. Orhan Pamuk hakkında anlatılanlardan, söylenenlerden ötürü bir önkabulüm vardı. Okuduğum ilk kitabı da bana umduğumu vermeyince biraz mesafeli davranmıştım lakin Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un romancılığı konusundaki fikirlerimi büyük çoğunlukta değiştirdi. Bir aşk romanının sayfalarında kaybolmayalı da uzun zaman olmuştu. Fakat tabiki kitabı bu denli sevmemin tek nedeni bu değil. Kurgu yönünden şahane bir roman. Bazen hayalle gerçeği ayırt etmekte, romandaki aşkın kurgu olduğuna inanmakta güçlük çekiyorsunuz. Kahramanlar, Kemal’in o kimi zaman ifade etmekte güçlük çektiğimiz duyguları elle tutulur hale getirir şekilde ustalıkla ve bilgece ifade edişi, zamanın eşyaya hapsedilişi… Orhan Pamuk da bu harikulade sevda öyküsünü öyle akıcı bir dille anlatmış ki elinizden düşüremediğiniz ama bitmesinden de korktuğunuz bir kitaba dönüşüvermiş Masumiyet Müzesi.

Okumaya devam et “Bi'Okur| Masumiyet Müzesi ve Müzecilik Üzerine”

Bi'Okur| Momo

Kitapseverleri iki türe ayırıyorum: kitaba çok hassas davranıp incitmeyenler ve altını üstünü çizip, sayfaların kıyısına köşesine not iliştirenler. Bir türün diğerinden daha üstün olduğunu düşünmüyorum ama ben de kitabı deftere dönüştürmeyi seven ikinci gruba dahilim. İkinci el kitap okumayı da işte bu yüzden seviyorum. Daha önce defalarca okunmuş kitaplarda el yazıları, altı çizili satırlar görmeyi seviyorum. Bazen benim de altını çizmek istediğim bir cümleye çoktan birilerinin kaleminin değdiğini görmek gülümsetiyor beni. Birileriyle aynı fikirde olmak, aynı cümlede duraksamak belki aynı duygulara bürünmek fikri sanırım beni mutlu eden. İşte Momo’yu da ikinci el kitap satan bir dükkanda görmüş, incelemek için sayfaları çevirdiğimde renkli satırları, kitabın sayfalarından taşan -muhtemelen dönüp bir daha okumak istenildiği için yapıştırılan- not kağıtlarını gördüğümde hemen satın alıvermiştim. Zaten çoktandır okumak istiyordum ve bundan daha iyi bir baskısını bulabileceğimi de zannetmiyordum.

Okumaya devam et “Bi'Okur| Momo”

Bi'Okur| Sevdiğim Kitaplar İçin Birtakım Karalamalar

Her zaman resim çizmeye karşı büyük bir ilgim olmuştur ama gelin görün ki bu konuda pek yetenekli olduğum söylenemez. Çok çalışıp emek verirseniz yüz güldüren sonuçlar almaya başlıyorsunuz zamanla. Evet, üzerine düşerseniz güzel sonuçlar alırsınız ama şahane sonuçlar almak için doğal yeteneğe sahip olmak şart. Ben de yıllar önce en sevdiğim kitaplar için acizane çizimler yapmıştım. Gurur duyduğum için paylaşmıyorum tabi bunları 🙂 İstedim ki unutulup atılmasın, sayfa üstünde kalıp sararıp solmasın. Buraya iliştireyim, unutulmasın, yıllar sonra baktığımda gülümsetsin.

ÇALIKUŞU-Reşat Nuri Güntekin

Okumaya devam et “Bi'Okur| Sevdiğim Kitaplar İçin Birtakım Karalamalar”

Bi’Yazar| Moda “Mütevazı” Ama Ya İnsanlar?

Uzun zaman önce “Modest Fashion Week” isimli bir yazı kaleme almıştım. Henüz okumadıysanız sizi şöyle alalım zira bu satırlar, o yazının tamamlayıcısı niteliğinde bir nevi.
https://biokurbiyazar.wordpress.com/2019/05/10/biyazar-modest-fashion-week/

İstiyorum ki bu sefer madalyonun öteki belki de daha karanlık yüzüne bakalım. Moda “modest” ama ya fiyatlar? Moda “mütevazı” ama ya insanlar? Herhangi bir tesettür mağazasına girdiğinizde bu sorunun cevabını etiketlerde görebilirsiniz kolaylıkla.Yapılan bir araştırmaya göre Müslümanların 2015’te moda sektörüne harcadığı para tamı tamına 243 milyar dolarmış. Bu rakamın 2021’e ulaşıldığındaysa 368 milyar doları bulması bekleniyormuş.

Okumaya devam et “Bi’Yazar| Moda “Mütevazı” Ama Ya İnsanlar?”

Bi'Okur| Sabahattin Ali Şiirleri

Sabahattin Ali Türk edebiyatında en sevdiğim yazarlardandır. Okuduğum her kitabı ayrı bir yer etmiştir bende ama Kuyucaklı Yusuf’un yeri ayrıdır. Aynı zamanda bir şair olduğunu da biliyordum ancak yazı hayatına şiirle adım attığını bilmiyordum. Uzun zamandır merak ettiğim şiirlerini okuma fırsatı buldum nihayet. Sabahattin Ali’nin mucizeler yaratan kaleminden dökülüp benim kalbimde yeşeren birkaç eşsiz dizeyi paylaşmak istedim sizlerle. Sahi sizin en sevdiğiniz Sabahattin Ali eseri hangisi?

Şimdi şiir bence senin yüzündür,

Şimdi benim tahtım senin dizindir,

Sevgilim saadet ikimizindir,

Göklerden gelen bir yadigar gibi.

S.Ali-Çocuklar Gibi
Okumaya devam et “Bi'Okur| Sabahattin Ali Şiirleri”

Hem Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri III: Bir Kuştan Öbürüne

Okuldaki öğle yemekleri… Anne Lamott’un yazmak konusunda umutsuz olan öğrencilerine önerdiği bir konuymuş bu. Kitapta yazar kendi “öğle yemeği” versiyonuna da yer vermiş. İtiraf etmeliyim ki ilk başta “okuldaki öğle yemekleri” hakkında kaç farklı yazı ortaya çıkabilir ki diye düşünmüştüm.

Okumaya devam et “Hem Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri III: Bir Kuştan Öbürüne”

Hem Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri II: Bir Kuştan Öbürüne

Bu yazının ilk cümlesi bulunamamıştır! Tıpkı diğer onlarcası gibi…

Bir Kuştan Öbürüne’yi okuma günlüklerine taslaklar ve mükemmelliyetçilik konularıyla devam. Yazı serüvenimde en büyük düşmanım mükemmele erişme tutkusu.

Okumaya devam et “Hem Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri II: Bir Kuştan Öbürüne”

Hem  Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri I: Bir Kuştan Öbürüne

Harika bir kitap okuyorum. Anne Lamott’un Bir Kuştan Öbürüne: Hayat ve Yazmak Üzerine Tavsiyeler adlı eseri. Akıcı bir dili ve samimi bir üslûbu var. Bu yüzden klasik kişisel gelişim kitaplarından farklı bir konumda bana kalırsa. Yaşama dair beylik laflar yok. Yazmaya teşvik etmek için “Haydi kalk ve masanın başına geç!” minvalinde klişe öğütler yok. Bizzat yazarın kendi yaşamından ve yazma deneyimlerinden pay çıkardıkları var.

Okumaya devam et “Hem  Okur Hem Yazar| Okuma Günlükleri I: Bir Kuştan Öbürüne”

Bi'Okur| Müsaadenizle "Mutsuz Olma" Hakkımı Kullanabilir Miyim?

Wilhelm Schmid’in “Mutsuz Olmak” adlı eserini okudum geçenlerde. Schmid, insanların mutlu olmayı bir ödev olarak algıladıklarını ve bu yüzden mutsuz olmayı kesinlikle kabullenmediklerini söylüyor. Reklamlarda mutluluk vadediliyor. Mağazalarda mutluluk satılıyor. Sosyal medyada “en mutlu kim” yarışları yapılıyor.

Okumaya devam et “Bi'Okur| Müsaadenizle "Mutsuz Olma" Hakkımı Kullanabilir Miyim?”

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla